Çeviri, yüzeyde kelimelerin karşılıklarını bulmak gibi görünse de, özünde bir anlam yeniden inşasıdır. Her kelimenin ardında bir kültür, bir tarih, bir düşünce biçimi ve bir niyet yatar. Bu nedenle çeviri yalnızca dil bilmek değil; anlamın derinliklerine inmeyi, o anlamı hedef dile yeniden dokumayı gerektirir.
İşte tam da bu yüzden, ustalaşmadan yapılan hiçbir çeviri gerçekten “doğru” değildir.
Bir çevirmen, her metinde yeniden doğar. Bir gün tıbbi bir raporun ciddiyetinde insan hayatına dokunur, ertesi gün edebî bir metinde bir yazarın ruhunu yeniden yaratır. Hukuki bir sözleşmede tek bir kelimeyle bir şirketin kaderi değişebilir; teknik bir kullanım kılavuzunda bir cümlenin yanlış çevrilmesi üretim sürecini durdurabilir. Bu nedenle çeviri, basit bir aktarım değil, büyük bir sorumluluk ve bilinç gerektiren bir zanaattır.

Ustalık, kelimeleri çevirmekten çok metnin ruhunu taşımayı öğrenmektir.
Bir çevirmen, yıllar içinde yalnızca dilde değil; alan bilgisinde, sezgide ve yargıda da gelişir. Tıp, hukuk, mühendislik, finans, edebiyat, medya, yazılım gibi her alan kendine özgü bir terminoloji, kavram sistemi ve düşünce biçimi taşır. Bu nedenle “her çevirmen her çeviriyi yapamaz.” Usta bir çevirmen, sınırlarını bilir; hangi metin türünde gerçekten yetkin olduğunu tanır. Çünkü bilir ki, bir metnin değeri, onu anlayabilen kadar aktarabilen bir elin emeğine bağlıdır.
Deneyim, çevirmeni kelimelerin ötesine taşır. Yıllar içinde binlerce metinle temas eden bir çevirmen, artık dili değil, anlamı duymaya başlar. Kelimelerin ağırlığını, sessizliğin gücünü, kültürel alt tonları sezebilir. Bir ustanın elinde çeviri, bir zanaatten sanata dönüşür. Çünkü o noktada çevirmen artık yalnızca iki dil arasında değil, iki dünya arasında köprü kurar.
Bu yüzden çeviri emeğin işidir — görünmeyen ama her satırda hissedilen bir emeğin. Her başarılı çevirinin ardında, saatlerce süren terminoloji araştırmaları, alan okumaları, denemeler ve düzeltmeler vardır. O emeğin değeri, kelimelerin kusursuzluğu kadar sessiz bir titizlikle ölçülür.
Ve işte bu yüzden çeviri, ucuzlatılamaz. Çünkü bir çevirinin değeri, zamanın, deneyimin ve insan bilgisinin birleştiği noktada doğar.
Çeviri ustalığı; dilin, bilginin ve emeğin buluştuğu bir zirvedir.
Usta çevirmenler, yalnızca metinleri değil; kültürleri, fikirleri, yaşam biçimlerini taşırlar. Onlar sayesinde dünyalar birbirini anlar, bilgi sınır tanımaz. Bu nedenle çeviri, bir meslekten öte, insanlıkla insanlık arasında kurulmuş en eski ve en derin köprüdür.
